
Hem takımın Banvit ve Rytas maçlarında verdiği olumlu görüntülerin, hem taraftarın hafta içi salona gösterdiği ilginin, hem de güzel Cumartesi gününde maçın saatinin uygunluğunun etkisiyle biz de Sinan Erdem Salonu'ndaki yerimizi aldık. Benchin arkasında, "Aydın Abi"'ye yakın bir maç seyretme keyfine rahatlıkla ulaşabilmemizi sağlayacak kadar boş salonda, FB Ülker'in kolay galibiyetine şahit olduk.
Maç yazısı yazmak için klavyenin başına geçtiğimde, yazacaklarımı tarttığımda, ortaya çıkan sonuç: "Rytas maçını kopyala-yapıştır" oldu. İlk çeyreğe takım Ukic'in önderliğinde klasik planıyla başladı. Lavrinovic yine çılgın attı, Ömer yine çoştu; ilk 14 sayının tamamını bulan bu ikilinin katkısıyla skor 19-1 oldu ve gerisi FBÜ için idman maçı haline geldi. İdmanı yakalamışken rahat durmayan ve gelen az sayıda seyirciye, ısrarla, kafa kafaya geçen bir maç izlettirme derdinde olan, FBÜ'nün süpersonik yedek oyun kurucusu(!) Preldzic'in yoğun gayretleriyle çeyrek sonunda fark 11 sayıya kadar düştü. 28-17.
İlk çeyreğin sonunda zorla ritme sokulup 2 üçlük sokan rakibin pır pır guardı Jerome Randle'ın çılgın attığı 2. çeyrekte, Jerome'a yegane destek; 1990'lardan kalma "oyun kurucu-pivot" tipli Brandon Hunter'ın kendi yarı sahasından kendisi getirip, kendisinin attığı basketler oldu. FBÜ'de ise Ukic'in sahaya dönüşü ( ki bu maç çok da iyi oynamadı ama arkasında bekleyen isim Preldzic olunca sahaya adım attığı her an Steve Nash gibi gözüktü.), Kinsey'in gayretli savunmasına Mirsad'ın da ucundan etki yapması ve Tomas'ın kendsinden beklenen katkıyı fazlasıyla vermesi farkı devre sonunda 17 sayı yaptı. 55-38.
3. çeyrekte FBÜ adına sahada şovunu sürdüren bir Tomas varken, Lavrinovic'in imzası olan tepe üstü üçlüklerden 3 tane kaçırmış olması, Ömer Onan'ın da neredeyse eline top değmemesi takımın birincil hücum planının işlememesine yol açtı. Yine de her daim hücum etkinliği olan Oğuz'un katkısı ve özellikle 2. çeyrekten başlayarak "Oğuzlaşmış" bitiricilikte oynayan Vidmar'ın verimli olması 19 sayıda kalan takımı 74-54 önde tutmaya yetti.
Daha rölantide geçmesi beklenen son çeyrek başında; Aliağa'nın sert ön alan baskısı içeren savunması, Preldzic'in top kayıpları ve aldığı teknik faul, Jerome'un da devam eden üstün hücum performansı farkı 12 sayıya kadar indirse de; alınan FBÜ molası sonucu tekrar maça dönen takım, Lavrinovic'in uzun süre sonra bulduğu üçlükle farkı tekrar 17 yaptı ve maçı kopardı. Son anlarında Can Mutaf( ilk kez iyi oynadığını ve sahada sırıtmadığını gördüm ) ve Erbil Eroğlu'nun( çok genç, heyecanlı ama bel arkası pas vermekten de geri kalmadı, dikkatle izlemek lazım ) da şans bulup sayılar attığı maç 96-73 sona erdi.
ÖZET
Takımın bahsettiğimiz en büyük iki probleminin kısa vadede zaten çözümü yok. İlk sorun olan yedek guard sorunu, özellikle ligde, daha da artacak gibi çünkü 6. yabancıya takılan Greer sanıyorum özellikle yerel maçlar için hiç düşünülmüyor. Kenarda, hemen önümüzde oturan Engin Atsür'ün, ayakkabı giymekte dahi halen zorlandığını gördük ama yürüme konusunda sıkıntısı yok gibiydi. En yakın zamanda dönmesine duacıyız. Guard konusunda yavaş yavaş dikkat çeken nokta Hoca'nın 1 numaraları ısrarla 1le, 2leri de ısrarla 2 ile tutturma isteği. Halbuki; özellikle böyle Jerome gibi çılgınlar karşısında Ömer Onan kullanılıp Ukic 2 numaralara verilebilir. İkinci sorun olan hareketli uzun savunması ise bu maçta çok da göze batmadı. Rakibin uzun rotasyonundaki Hüseyin-Levent-Önder 3lüsü hiçbirşey veremezken, Hunter'ın ısrarla topu yere vurarak yüzü dönük olarak potaya gitmek istemesi ve Halil Üner'in bir dönem Erdem'i burada kullanmayı düşünmesi rakiplerin bu eksiği gördüğüne ve üzerine gitmeye çalıştığına yeniden işaret oldu. Dikkat!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder