
Fenerbahçe Ülker için Euroleague sezonuna, Sinan Erdem Spor Salonuna ve taraftarına merhaba maçı; bizler için de blogumuza başlangıç maçı oldu. Ukiç-Ömer Onan-Tomas-Lavrinovic-Vidmar beşiyle başlayan Fenerbahçe Ülker önünde Rytas'ın beşi; Milosevic-Gecevicius-Newley-Bajramovic-Cemal Nalga şeklindeydi. Kağıt üzerinde ekipleri karşılaştırdığımızda; FBÜ'nün Rytas'a 1-4-5 pozisyonlarında üstünlük sağlamasını bekliyor olmamın yanı sıra, rakibin etkili 2 ismi olarak gözüken Gecevicius ve Newley'in karşısında FBÜ'nün en iyi 2 savunmacısının olması temsilcimiz adına güzel bir galibiyet sinyali veriyordu.
1. çeyrekle birlikte, Ukic'in hücumda, tabiri caizse, istediği gibi at koşturduğu bir maç izledik. Ömer, maç başıyla beraber kendi klasikleri haline gelen perde çıkışı şutlar ve hızlı hücum basketleriyle takımı ateşlerken, ona eşlik eden isim FBÜ kariyerine, özellikle hücum sahasında bitiricilik anlamında, harika başlangıç yapan Lavrinovic oldu. Vidmar'ın Tanjevic günlerini aratmayan tuıtuklukta olduğu çeyrekte, Tomas'ın hem savunma ribaundlarına yardım eden hem de ribaund sonrası topu yere vurabilen oyuncu özelliklerini taşıyor olması FBÜ'nün çokça hızlı hücum yapabilmesini sağladı. Savunma tarafında ise maç başı öngörüleri paralelinde görüntüler vardı. Ömer Gecevicius'u, Tomas da Newley'i kilitleyince, rakibin skor opsiyonları; ikili oyunlarla pota altına indirilen toplar ve 4 numara pozisyonundan 1e1 zorlamalar olarak kısıtlandı. Bu noktada, hafta sonunda Banvit maçıyla ilk kez gün yüzüne çıkan, 4 numaradaki çabuk ayaklara sahip, topu vurup potya giden oyuncuyu savunma daha doğrusu savunamama sorunu baş göstermeye devam etti. Bu çeyrekten başlayarak; hem Bajramovic hem de dönem dönem 4 numarada oynayan Bjelica, topu her aldıklarında yere vurup potaya gitmeye çalıştılar. Ki; Türk Telekom günlerinden tanıdığımız Bajramovic tarz olarak, normalde, potaya gitmekten çok geri çekilip dış şut atan bir oyuncu olmasına rağmen bunu yaptılar ve bu, rakibin FBÜ'nün zayıf karnına çalışmış olduğuna dair önemli bir gösterge oldu (Chuck Davis etkisi). 24-16 FBÜ üstünlüğüyle biten çeyrekten akılda kalan bir not FBÜ'nün ilk değişikliğini periyodun bitmesine 3:23 kala yaptığı oldu. Tanjevic günlerinin FBÜ takipçileri normalde o dakikaya kadar 10 oyuncuyu parkede görürdü...
2. çeyrek, faul sayısı artan Cemal Nalga'nın yerine oyuna dahil olan , potansiyelli olduğu söylenen ama hamlığı her halinden belli,1992 doğumlu genç pivot Valanciunas'ın , Oğuz Savaş tarafından ezilmesiyle başladı. Ukic'in bu periyotta da iyi organizatörlük yapmaya devam etmesinin yanı sıra, Vidmar'ın da Oğuz'un yerine girdikten sonra rakibin genç uzununa üstünlük kurmaya devam etmesi FBÜ'yü daha da rahatlattı. Özellikle son kısmında, hızlı hücumlarda FBÜ'nün yaptığı birkaç basit top kaybı ya da turnike bitirememe sorunu yaşanmasaydı daha da farklı bitebilecek çeyrek 40-27 FBÜ üstünlüğüyle geçildi.
3. çeyrekte skor dezavantajıyla başlayan Rytas, doğal olarak hamleyi yapan taraf oldu. İlk yarının önemli bir kısmında sahada Milosevic de bulunduğundan 2 numara oynayan Gecevicius 2. yarıya direkt olarak 1 numarada başladı. Sazı eline almaya çalıştığı bu periyot başında 3 şut kullandı ve ikili oyunların tamamını o oynadı. Rytas'ın savunmadaki hamlesi ise; ilk yarıda rahat rahat oynayan Ukic'in karşısına Newley'i vermek oldu. Çeyrek başındaki diğer değişiklik ise Cemal Nalga yerine Valanciunas'ın sahada kalmasıydı. FBÜ tarafında ise plan ve işleyiş aynen devam etti. İlk devre başında olduğu gibi Ukic iyi organize etti, Lavrinovic attı, Tomas reboundları çekti ve koştu. FBÜ'nün birincil planının ne olduğunun belli olması, saha içinde 2. çeyrekte rotasyon yapıldıktan sonra da aynı plana unutulmadan dönülebilmesi Tanjevic dönemine göre 3. çeyrekte gözüken en büyük artıydı. İlk yarıda pota altı rotasyonunun 5. elemanı olarak(Vidmar-Lavrinovic ilk 5 başlarken sonrasında sırasıyla Oğuz, Mirsad ve en son Kaya dahil olmuştu.) oyuna giren Kaya, ilk yarıda oyuna girdikten sonra, bomboş şutları kaçırmaya, eline düşen reboundları dahi alamamaya devam eden Mirsad'ın yerine, bu periyodun uzun rotasyonuna giren ilk isim oldu. Hem savunmada hem hücumda katkı veren Kaya'nın da katılımıyla FBÜ bu periyodu da 62-45 önde geçti.
Son periyot maçın seyriyle paralel gelişirken; bir ara ekstra savunma gayretiyle farkı 12 sayıya çeken Rytas'a, son darbeyi bu periyotta yıldızlaşan ve çeyrek ortasında 7 sayı bulan Vidmar vurdu. Burada ilginç olan 2 nokta mevcut. İlki; Vidmar'ın neredeyse tüm sayılarını arkasında Valanciunas varken bulurken, Cemal veya Bjelica arkasındayken potaya bakmayı becerememesiydi. 2. si ise bu duruma paralel gelişen olumlu bir FBÜ organizasyonuydu. Yani; maçın krize girmeye yaklaştığı bu bölümde dahi toplar rakibin zayıf karnına indirildi.(karşısındaki FBÜ lü oyunucu Vidmar olmasına rağmen) Oyuncuya dayalı düzenden takım düzenine geçme konusunda en olumlu örnek bu olsa gerek... 20 sayılık farkla girilen son 2 dakikada, FBÜ 8-0 lık seriyi potasında görünce, bitime 1 dakika olmasına rağmen molasını alan ve mola dönüşü son hücumlar olmasına rağmen disiplinle zayıf eşleşmeyi (Lavrinovic-Jomantas)bulan bir ekip gelecek için yeteri kadar ümit vericidir diye düşünüyorum.
ÖZET
FBÜ'nün maç sonu istatistiklerinde 1 sayılık atış adedi 28, 2 sayılık atış adedi 47, 3 sayılık atış adedi ise 9. Basketbolun hedefinin; potaya en yakından, en uygun atışı bulmak olduğunu düşünen bendeniz için dahi fazlasıyla olumlu bir görüntü olduğu muhakkak. Ukic, yeni hocayla birlikte çok daha hareketli oynayacak ve daha iyi bir organizatör olacak gibi gözüküyor. Etrafında; kısa oyuncu grubu hücumda sabit kalmayan, uzunları ise Vidmar hariç hem bitiriciliği hem de (özellikle Lavrinovic ve Mirsad) şutu olan bir ekip var ve yolu asist krallığına kadar gidebilir ki bu fırsat kendi kariyeri açısından da çok değerli. Takım genel olarak daha düzenli ve savunmada daha sert. Lavrinovic çılgın atıyor, kim ne derse desin Oğuz sahadaylen müthiş bir hücum silahı ve zamanla Tomas ile Kaya'nın da hücum etkinlikleri artacaktır. Taraftar da fena olmayan bir kalabalıkla iyi başlangıç yaptı.
Öte yandan; maç yazısında adı dahi geçmeyen Greer ve Kinsey, Tanjevic döneminde kilitlenip kalmış gibiler. Hadi Kinsey, savunmada birşeyler için çabalıyor, takıma entegre olma istediğinde ama Greer'in burada oynama isteği dahi yok gibi. Basit bir ikili oyun sonrası pasını dahi veremeyen oyun kurucunun bu takımda yer bulması zor. Bunun yanında takımda halen nokta şutör diyebileceğimiz bir dış oyuncu yok. Kinsey dripling üstü şut seven bir oyuncu, Ömer ise boşken değil aksine perdeden çıkıp önünde el varken şut sokabilen sahsına münasır bir adam. Hem Greer hem de nokta şutör sorununun panzehiri sene başı kadrosunda düşünülmüştü ama Engin Atsür'ün sakatlığı takım için kötü oldu. Yine de 2. yarıda sağlıklı bir şekilde sahada olacağını düşünmeye devam etmek lazım.
Son olarak özellikle son 2 maçta "kabak gibi ortaya çıkan" ve mevcut kadroda pek çözümü olmayan bir kriz var ki o da hareketli 4 numraların hatta genel olarak hareketli uzunların savunulamaması. Vidmar-Oğuz-Kaya-Lavrinovic 4lüsün ayak çabukluğunun toplamı, misal 2 hafta sonra eşleşilecek, Terence Morris'in yarısı kadar falan. Aman çözüm için Preldzic demeyin hatta mümkünse bana hiç Preldzic demeyin...
1. çeyrekle birlikte, Ukic'in hücumda, tabiri caizse, istediği gibi at koşturduğu bir maç izledik. Ömer, maç başıyla beraber kendi klasikleri haline gelen perde çıkışı şutlar ve hızlı hücum basketleriyle takımı ateşlerken, ona eşlik eden isim FBÜ kariyerine, özellikle hücum sahasında bitiricilik anlamında, harika başlangıç yapan Lavrinovic oldu. Vidmar'ın Tanjevic günlerini aratmayan tuıtuklukta olduğu çeyrekte, Tomas'ın hem savunma ribaundlarına yardım eden hem de ribaund sonrası topu yere vurabilen oyuncu özelliklerini taşıyor olması FBÜ'nün çokça hızlı hücum yapabilmesini sağladı. Savunma tarafında ise maç başı öngörüleri paralelinde görüntüler vardı. Ömer Gecevicius'u, Tomas da Newley'i kilitleyince, rakibin skor opsiyonları; ikili oyunlarla pota altına indirilen toplar ve 4 numara pozisyonundan 1e1 zorlamalar olarak kısıtlandı. Bu noktada, hafta sonunda Banvit maçıyla ilk kez gün yüzüne çıkan, 4 numaradaki çabuk ayaklara sahip, topu vurup potya giden oyuncuyu savunma daha doğrusu savunamama sorunu baş göstermeye devam etti. Bu çeyrekten başlayarak; hem Bajramovic hem de dönem dönem 4 numarada oynayan Bjelica, topu her aldıklarında yere vurup potaya gitmeye çalıştılar. Ki; Türk Telekom günlerinden tanıdığımız Bajramovic tarz olarak, normalde, potaya gitmekten çok geri çekilip dış şut atan bir oyuncu olmasına rağmen bunu yaptılar ve bu, rakibin FBÜ'nün zayıf karnına çalışmış olduğuna dair önemli bir gösterge oldu (Chuck Davis etkisi). 24-16 FBÜ üstünlüğüyle biten çeyrekten akılda kalan bir not FBÜ'nün ilk değişikliğini periyodun bitmesine 3:23 kala yaptığı oldu. Tanjevic günlerinin FBÜ takipçileri normalde o dakikaya kadar 10 oyuncuyu parkede görürdü...
2. çeyrek, faul sayısı artan Cemal Nalga'nın yerine oyuna dahil olan , potansiyelli olduğu söylenen ama hamlığı her halinden belli,1992 doğumlu genç pivot Valanciunas'ın , Oğuz Savaş tarafından ezilmesiyle başladı. Ukic'in bu periyotta da iyi organizatörlük yapmaya devam etmesinin yanı sıra, Vidmar'ın da Oğuz'un yerine girdikten sonra rakibin genç uzununa üstünlük kurmaya devam etmesi FBÜ'yü daha da rahatlattı. Özellikle son kısmında, hızlı hücumlarda FBÜ'nün yaptığı birkaç basit top kaybı ya da turnike bitirememe sorunu yaşanmasaydı daha da farklı bitebilecek çeyrek 40-27 FBÜ üstünlüğüyle geçildi.
3. çeyrekte skor dezavantajıyla başlayan Rytas, doğal olarak hamleyi yapan taraf oldu. İlk yarının önemli bir kısmında sahada Milosevic de bulunduğundan 2 numara oynayan Gecevicius 2. yarıya direkt olarak 1 numarada başladı. Sazı eline almaya çalıştığı bu periyot başında 3 şut kullandı ve ikili oyunların tamamını o oynadı. Rytas'ın savunmadaki hamlesi ise; ilk yarıda rahat rahat oynayan Ukic'in karşısına Newley'i vermek oldu. Çeyrek başındaki diğer değişiklik ise Cemal Nalga yerine Valanciunas'ın sahada kalmasıydı. FBÜ tarafında ise plan ve işleyiş aynen devam etti. İlk devre başında olduğu gibi Ukic iyi organize etti, Lavrinovic attı, Tomas reboundları çekti ve koştu. FBÜ'nün birincil planının ne olduğunun belli olması, saha içinde 2. çeyrekte rotasyon yapıldıktan sonra da aynı plana unutulmadan dönülebilmesi Tanjevic dönemine göre 3. çeyrekte gözüken en büyük artıydı. İlk yarıda pota altı rotasyonunun 5. elemanı olarak(Vidmar-Lavrinovic ilk 5 başlarken sonrasında sırasıyla Oğuz, Mirsad ve en son Kaya dahil olmuştu.) oyuna giren Kaya, ilk yarıda oyuna girdikten sonra, bomboş şutları kaçırmaya, eline düşen reboundları dahi alamamaya devam eden Mirsad'ın yerine, bu periyodun uzun rotasyonuna giren ilk isim oldu. Hem savunmada hem hücumda katkı veren Kaya'nın da katılımıyla FBÜ bu periyodu da 62-45 önde geçti.
Son periyot maçın seyriyle paralel gelişirken; bir ara ekstra savunma gayretiyle farkı 12 sayıya çeken Rytas'a, son darbeyi bu periyotta yıldızlaşan ve çeyrek ortasında 7 sayı bulan Vidmar vurdu. Burada ilginç olan 2 nokta mevcut. İlki; Vidmar'ın neredeyse tüm sayılarını arkasında Valanciunas varken bulurken, Cemal veya Bjelica arkasındayken potaya bakmayı becerememesiydi. 2. si ise bu duruma paralel gelişen olumlu bir FBÜ organizasyonuydu. Yani; maçın krize girmeye yaklaştığı bu bölümde dahi toplar rakibin zayıf karnına indirildi.(karşısındaki FBÜ lü oyunucu Vidmar olmasına rağmen) Oyuncuya dayalı düzenden takım düzenine geçme konusunda en olumlu örnek bu olsa gerek... 20 sayılık farkla girilen son 2 dakikada, FBÜ 8-0 lık seriyi potasında görünce, bitime 1 dakika olmasına rağmen molasını alan ve mola dönüşü son hücumlar olmasına rağmen disiplinle zayıf eşleşmeyi (Lavrinovic-Jomantas)bulan bir ekip gelecek için yeteri kadar ümit vericidir diye düşünüyorum.
ÖZET
FBÜ'nün maç sonu istatistiklerinde 1 sayılık atış adedi 28, 2 sayılık atış adedi 47, 3 sayılık atış adedi ise 9. Basketbolun hedefinin; potaya en yakından, en uygun atışı bulmak olduğunu düşünen bendeniz için dahi fazlasıyla olumlu bir görüntü olduğu muhakkak. Ukic, yeni hocayla birlikte çok daha hareketli oynayacak ve daha iyi bir organizatör olacak gibi gözüküyor. Etrafında; kısa oyuncu grubu hücumda sabit kalmayan, uzunları ise Vidmar hariç hem bitiriciliği hem de (özellikle Lavrinovic ve Mirsad) şutu olan bir ekip var ve yolu asist krallığına kadar gidebilir ki bu fırsat kendi kariyeri açısından da çok değerli. Takım genel olarak daha düzenli ve savunmada daha sert. Lavrinovic çılgın atıyor, kim ne derse desin Oğuz sahadaylen müthiş bir hücum silahı ve zamanla Tomas ile Kaya'nın da hücum etkinlikleri artacaktır. Taraftar da fena olmayan bir kalabalıkla iyi başlangıç yaptı.
Öte yandan; maç yazısında adı dahi geçmeyen Greer ve Kinsey, Tanjevic döneminde kilitlenip kalmış gibiler. Hadi Kinsey, savunmada birşeyler için çabalıyor, takıma entegre olma istediğinde ama Greer'in burada oynama isteği dahi yok gibi. Basit bir ikili oyun sonrası pasını dahi veremeyen oyun kurucunun bu takımda yer bulması zor. Bunun yanında takımda halen nokta şutör diyebileceğimiz bir dış oyuncu yok. Kinsey dripling üstü şut seven bir oyuncu, Ömer ise boşken değil aksine perdeden çıkıp önünde el varken şut sokabilen sahsına münasır bir adam. Hem Greer hem de nokta şutör sorununun panzehiri sene başı kadrosunda düşünülmüştü ama Engin Atsür'ün sakatlığı takım için kötü oldu. Yine de 2. yarıda sağlıklı bir şekilde sahada olacağını düşünmeye devam etmek lazım.
Son olarak özellikle son 2 maçta "kabak gibi ortaya çıkan" ve mevcut kadroda pek çözümü olmayan bir kriz var ki o da hareketli 4 numraların hatta genel olarak hareketli uzunların savunulamaması. Vidmar-Oğuz-Kaya-Lavrinovic 4lüsün ayak çabukluğunun toplamı, misal 2 hafta sonra eşleşilecek, Terence Morris'in yarısı kadar falan. Aman çözüm için Preldzic demeyin hatta mümkünse bana hiç Preldzic demeyin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder