BÖYLE DEVAM...MI?


Anlatmak istediğim çok şey var.Bu yüzden maddeler halinde sıralamak çok daha iyi olacak...

1)HAKAN ARIKAN...Bir futbol takımı kalecisi kadar vardır.HAKAN ARIKAN'ın oynadığı maçlardaki skorlara bakarsak:

BUCA:0-BEŞİKTAŞ:1                             ANKARAGÜCÜ:1-BEŞİKTAŞ:0
FENERBAHÇE:1-BEŞİKTAŞ:1                 BEŞİKTAŞ:5-G.ANT.BLD:0
BEŞİKTAŞ:2-ANTALYASPOR:1              BEŞİKTAŞ:1-D.KİEV:4
TRABZONSPOR:1-BEŞİKTAŞ:0              BEŞİKTAŞ:1-CSKA SOFİA:0
BEŞİKTAŞ:2-MANİSASPOR:3                BEŞİKTAŞ:1-PORTO:3
BEŞİKTAŞ:1-KARABÜKSPOR:1             PORTO:1-BEŞİKTAŞ:1

Tablo ortada...12 maçta 4galibiyet,3beraberlik,5mağlubiyet.Kazanılan maçlar ilk hafta Buca deplasmanı,G.AntepBld maçı ve son dakikalarda kazanılan Antalaya ve CSKA Sofia maçları.Yani G.AntepBld maçı hariç bütün maçlarda kahır mektubu...Bu adamı Anakaraspor'dayken fiziği ve duruşu itibariyle beğeniyordum ancak Beşiktaş performansı tam bir rezalet.Bir daha kaleye geçmemesi dileğiyle...

2)DEİVSON BOBO...1 hafta var 3 hafta yok.Dün akşam yine rezaletti.Büyük takımların forvetleri kötü oynasa da mücadelesiyle veya oyun zekasıyla ya da süratiyle,hiç olmadı aldığı 1-2 kafa topuyla karşı takıma sorun çıkartır.Artık Beşiktaş'ın en azından karşı karşıya pozisyonlarda gol kaçırmayacak ve her sezon ne kadar kötü oynarsa oynasın,15 golü bulacak bir forvet alma zamanı geldi.Sözleşme yenilemeyin,renkli takımlarla anlaşacak korkusuyla geçmiş yıllardaki hatalarınızı tekrarlamayın.

3)GUTİ-AURELİO PARADOKSU...Beşiktaş'ın bu durumda olmasının en büyük nedenlerinden biri bana göre.AURELİO içe gömülüyor,GUTİ önde kalıyor orta sahanın tüm yükü 3.adama kalıyor.Bu adam NECİP olursa insan üstü gayretiyle nispeten durumu kotarabiliyor ancak ERNST,FERNANDES 2lisi bu şekilde tempolu oynayacak futbolcular değil.GUTİ tercih edilirse(ki şu haliyle ben 18'e bile almam) arkasına en ERNST,NECİP,FERNANDES ten en az 2sini koymak gerekiyor.Eğer ille de AURELİO-GUTİ beraber tercih edilecekse deplasmandaki Porto ve Ali Samiyen'deki Galatsaray maçlarında zaman zaman kullanılan sistem düşünülebilir.GUTİ'nin rakip kaleye daha yakın ve stoperlere gölge markajı yapması.Ancak böyle bir durumda QUARESMA veya SİMAO'dan feragat etmek olasılık dahilinde.ALMEİDA sol çizgiye açılırken,sağ çizgide Q7-SİMAO'dan 1tanesini kullanma şansınız kalıyor.Ya da bunların hiçbirine gerek kalmadan GUTİ'yi en azından zorlu maçlarda veya deplasman maçlarında kenarda tutup 4-3-3 trende dönmek de ihtimal dahilinde.Ama hoca da  madem aldılar hepsini oynatmam lazım diyerek hepsine bir rol biçip sahaya sürüyor.Bana göre Beşiktaş'taki en büyük sıkıntı bu yani ufak rol değişiklikleri ile takımdan optimum verim alınabilecekken,futbolculardan başka şeyler yapmaları isteniyor,takımın kimyası bozuluyor...



4)İBRAHİM TORAMAN...7 yıldır Beşiktaş'ta oynuyorsun,kaptanlık yapıyorsun,zaman zaman milli takıma da giriyorsun,ligde avrupada sayısız maça çıkıyorsun.Ancak hala ne topla oyunda ne de topsuz oyunda bir arpa boyu yol katedemiyorsun.Yaptığın yüzlerce pozisyon hatası,bozduğun ofsaytlar,verdiğin kafa topları,gördüğün kartlar,çıkardığın huzursuzluklar vs...Hele dünkü maçta UĞUR İNCEMAN'a yaptığı fauldeki pozisyon hatası evlere şenlik.UĞUR'un etrafında 3 tane Beşiktaşlı,karşısında SİVOK ve topu alamayacağı aşikar olmasına rağmen defansın göbeğinden kopup gelen bir İ.TORAMAN.İleriki günlerde kendisiyle ilgili detaylı ve görsel bir analiz de yapacağım...

5)NECİP UYSAL...Her geçen gün daha da ustalaşıyor.Beşiktaş'ın herşeyi.Bu tempoda giderse dünya çapında olacak....

6)GUTİ HERNANDEZ...Kendine bak ve biraz ekmek ye.Her topta yere düşüyorsun, savunmada hiç yoksun ortasahadaki diğer arkadaşlarına ihanet ediyorsun.Lütfen biraz daha özveri.Her maç karşında ÖMER ÇATKIÇ gibilerini bulup günü kurtaramayabilirsin.

7)BÜLENT YILDIRIM...Ağzımıza 1 parmak bal çaldın.Demek ki hakem hataları her takıma oluyormuş bunu bize gösterdiniz.Yanılmışız.Sana yürekten teşekkür ederiz,MHK ve Federasyonun da başarılarının devamını dileriz.


SCHUSTER'den ALEX'e 3 ASİST...





FUTBOL...O kadar ilginç o kadar anlaşılmaz ki...İnsanoğlunun şimdiye kadar ki en mükemmel icadı.Her seferinde beni yanıltan,her seferinde farklı çerçevelerden bakmaya yönelten,binlerce milyonlarca etkeni ve olasılıkları bulunan,bir oyundan çok daha fazlası...Her geçen gün uzaklaşmaya çalışırken,her geçen gün daha da çok içinde buluyorum kendimi,her geçen gün daha çok seviyorum bu gavur icadını.

Çok güzel bir maç oldu,tam bir derbi tadında.Tadı damağımızda kaldı acı acı.Maç lunaparktaki gondol gibiydi.Sallandı,sallandı Fenerbahçe tarafında durdu.Herkese göre değişik kırılma anları oldu.Başlıcaları;DİA'nın şutu,ALMEİDA'nin pozisyonu ve FERRARİ'nin tokadı.Ama bana göre maçın bu şekilde sonuçlanmasındaki en belirleyici dakika,NECİP kardeşimizi oyundan alınmasıydı.Schuster'in futbol bilgisi ve hocalığı konusunda en küçük bir tereddütüm bile yok,hala da kendisine güveniyorum ama dün akşam sahadan çıkacak en son oyuncuyu kenara aldı.Alex'i oynatmamanın tek yolu tatlı sert bir adam markajı ki 65 dakika sahada yoktu(geçen sene de MİCHAEL FİNK aynı görevi gayet rahat bir şekilde yerine getirmişti).NECİP çıktı,ALEX meydanı boş buldu,golleri sıraladı.Ben asisitleri Schuster'e yazdım...

Dikkatimi çeken önemli bir nokta ise GUTİ abimizin zorlu maçlardaki savunma zaafiyetinin her seferinde Beşiktaş'ın suratına tokat gibi çarptığı ve bu konuda herhangi bir çözüm yolu üretilememesi.EKO'nun her pozisyonda(ERNST ve NECİP'in insan üstü gayretlerine rağmen) 2ye bir kalmasında,Q7'nin ortasahadan geriye adım atmaması kadar GUTİ'nin pas trafiğindeki hünerlerini,alanını kapamada gösterememesi vardı.En azından zorlu maçlarda GUTİ hazretlerini yanında oturtup,FERNANDES-NECİP-ERNST 3lüsüyle başlayabilir Schuster.Bu;zaten elimizde Q7 gibi yanından geçenin yüzüne bile bakmayan bir kanat adamımız varken,kanat beklerinin en azından 1e1 kalmasını sağlayabilir.Fenerbahçe de dün iyi bir gününde değildi.GÖKHAN GÖNÜL ve EMRE'yi sakatlık etkilemiş belli ki.VOLKAN DEMİREL...Bence Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecisi.Fenerbahçe'nin son yıllarda sürekli zirveye oynamasındaki en etkin oyuncu.Defansına inanılmaz güven veriyor,ona gol atmak gerçekten çok zor.Özet olarak Fener vasat,Beşiktaş kötü değildi ama skor başkaydı.

Beşiktaş'ta artık bişeylerin değişmesi gerekiyor.İşlemeyen bir sistem var ortada,bir yerlerde birşeyler eksik,klübün her alanında bir sorun var çözüm yok.Beni en çok üzen ise taraftarın durumu.Aynı durumdaki Galatasaray'ın tribünlerini bomboş,Fenerbahçe'yi böyle bir durumda düşünmek bile istemiyorum.Teknik,taktik,futbolcu,kondisyon vs. artık bunların pek bir önemi de yok.Dün akşam Beşiktaş'ın kötü oynadığını söylemek haksızlık olur.Ama mevcut sorun sadece iyi veya kötü futbol değil.Mesela FERRARİ sezon başından bu yana sağlam olduğunda rotasyona sokulsa,en azından 2-3 maç bile olsa sahaya çıkabilse,Beşiktaş'ın futbolcusu olduğunun farkına varsa dünkü saçmalığı yapar mıydı?Şimdi adamın ipini çekmek çok kolay çünkü Beşiktaş'ı sattı.Sen sezon başından beri Beşiktaş'ın en iyi savunma adamını 4.stoper yapıp da satmadın mı?

Gelelim esas konuya yani BERND DAYI gitsin mi kalsın mı?Ben bu saatten sonra gönderilmesinin hiçbirşey kazandırmayacağı görüşündeyim.En azından yerine biri gelecekse bile doğru karar verebilmek için zaman kazanılabilinir.Ama futbol fakiri yönetimimizin yine en yanlış kararı alacaklarından hiç şüphem yok.

Bu kadro açık ara Türkiye'nin en iyi kadrosu.Dünkü maçta da bir hava yakaladığı zaman takımın neler yapabileceğini gördük ve bu havayı Schuster'le bir türlü yakalayamadı...

Maçın hakemi hakkında hiçbir yorum yapmayacağım.Benim için Türkiye'de hakemlik mesleği 2003-2004 sezonundaki Samsunspor maçından sonra sirk palyaçoluğu ile eşdeğer.
Son olarak aşağıdaki fotoğraf ilginç bir enstantene maçı izleyenlerin aklına hemen gelecektir.Sadece dikkat çekmek istedim...

ÇÖKÜŞ...




Hüsran ve üzüntünün yoğunluğu beklentiler ile belirlenir.Beklentileriniz ne kadar yükselirse hüsrana uğrama şansızlığınız da o oranda artar.Eğer bir iş hakkında hiçbir bilginiz yoksa ne hedefleriniz doğru belirlenir,ne planlama süreciniz doğru işler,ne de beklentilerinizin seviyesini olması gereken bir yere oturtabilirsiniz.

Beşiktaşın son 10 yıldaki Avrupa karnesine bir göz atalım:

2000 - 2001 Sezonu:Teknik direktör Nevio Scala.Levski Sofia(1-0/1-1) ve Lokomotif Moskova(3-0/3-1) geçiliyor ve şampiyonlar ligine kalınıyor.Efsane Barcelona maçı,İnönü'deki Leeds beraberliği ile 4puan ve -13averaj ile grup sonunculuğu...

2002 - 2003 Sezonu:Teknik direktör Mircea Lucescu.Sarajevo(2-2/5-0),Alaves(1-1/1-0),D.Kiev(3-1/0-0),Slavia Prag(0-1/4-2) elenerek Uefa kupasında çeyrek finale ulaşılıyor ve Lazio'ya 2 maçta da mağlup olunarak(0-1/1-2) avrupa kupalarındaki en başarılı sezon geçiriliyor...

2003 - 2004 Sezonu:Teknik direktör Mircea Lucescu.Şampiyonlar liginde Chelsea(2-0/0-2), Sparta Prag(1-2/1-0),Lazio(0-2/1-1) takımları arasından 3.olarak Uefa kupasına devam ediliyor ve 3.turda kupayı kazanacak olan Valencia'ya(2-3/0-2) eleniliyor...

2004 - 2005 Sezonu:Teknik direktör Vicente Del Bosque.Ön elemede Bodo Glimt(1-1/1-0) geçilerek Uefa gruplarına kalınıyor.A.Bilbao(3-1),Parma(2-3),Steaua Bükreş(1-2) ve Standart Liege(1-1) maçlarında toplanılan 4 puanla Uefa kupasına veda ediliyor...

2005 - 2006 Sezonu:Teknik direktör Rıza Çalımbay.Ön elemelerde Vaduz(1-0/5-1) ve Malmö(0-1/4-1) eleniyor Uefa'da 2.kez gruplara kalınıyor.Bolton(1-1),Sevilla(0-3),Zenit(1-1) ve Vitoria Guimares(3-1) maçları sonunda yine 4.olunarak Avrupa'ya veda ediliyor...

2006 - 2007 Sezonu:Teknik direktör Jean Tigan.Uefa kupasında CSKA Sofia(2-0/2-2) geçilerek gruplara kalınıyor.Gruplarda Tottenham(0-2),Dinamo Bükreş(1-2),B.Leverkusen(1-2) ve Club Brugge(2-1) arasından sıyrılamayan Beşiktaş yine gruplardan çıkamıyor...

2007 - 2008 Sezonu:Teknik direktör Ertuğrul Sağlam.Şampiyonlar Ligi önelemesinde Sheriff Tiraspol(1-0/3-0) ve Zürich(1-1/2-0) takımlarını eleyip gruplara kalan Beşiktaş gruplarda Liverpool(2-1/0-8),Porto(0-1/0-2),Marsilya(0-2/2-1) takımlarının ardından 4.olarak Avrupa'ya bir kez daha Mart ayını göremeden veda ediliyor...

2008 - 2009 Sezonu:Teknik direktör Ertuğrul Sağlam.Uefa Kupasında ön elemede Siroki Brijeg(2-1/4-0) geçiliyor ancak Metalist Kharkiv(1-0/1-4) faciası engellenemiyor...

2009 - 2010 Sezonu:Teknik direktör Mustafa Denizli.Şampiyonlar ligine direkt katılan Beşiktaş M.United(1-0/0-1),Wolfsburg(0-0/0-3) ve CSKA Moskova(1-2/1-2) takımlarının ardından yine sonuncu olarak Avrupa kupalarına erken veda ediyor...

Ve dün akşam...Son 10 yılda Avrupa'da hiçbir varlık gösteremeyen bir takımı Dublin'e götürenler,D.Kiev'i geçip CARLOS TEVEZ'i,DAVİD SİLVA'yı,YAYA TOURE'yi İnönü'ye getirenler dün akşam büyük bir şok yaşadılar.Dünya klübü olmaya çalışan Beşiktaş'a bunun yıldız oyuncu transferi ile olmayacağı gerçeğini,D.Kiev kendini hiç de sıkmadan gösterdi.

Taktiksel açıdan hiçbirşey söylemeye gerek yok çünkü dün akşamki maç tamamen psikolojik bir çöküştü.Takım sezona hücum futbolu mantalitesi ile başladı.Önde oynamaya çalışılıyor,defans çizgi halinde hareket etmeye çalışıyor,çok pas yaparak topa sahip olma isteği ağır basıyordu.Bu sistem şimdiye kadar Beşiktaş'ın hiç alışık olmadığı bir sistemdi.Zamana ihtiyaç vardı.Ancak gelen 1-2 kötü sonuç ve yenilen birbirinin kopyası goller sabır eşiğini aşağıya çekti.Yine herkes futbol profösörü kesildi,ÇİZGİ DEFANS,OFSAYT TAKTİĞİ,2ÖNLİBERO,3LÜ ORTASAHA,TABATA,HOLOSKO,ZAPO derken SCHUSTER'in sezon başında oynatmak istediği sistemden geriye ne savunma,ne hücum,ne organizasyon,ne de iştah kaldı.

Peki bu senaryoda Schuster'in hiç mi suçu yok?Umursamaz tavırları,saçma sapan açıklamaları,özveri eksikliği vb...Kriz ortamındaki liderliği hiç de umut verici değil.Ancak bu durum bile Schuster'in en büyük suçlu olarak gösterilmesine neden değil...

Çok önemli birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.Futbol şube sorumlumuz Serdal bey acaba transfer yaparken SİMAO ve Q7 nin aynı tip oyuncu olduğunu,eğer bir takımda Q7 varsa SİMAO'nun saha içinde atıl olarak kalabileceğini,SİMAO yerine sert,süratli ve gol koklayan bir ters kanat oyuncusunun daha verimli olabileceğini düşünmüş müdür?Ya da takımın mutlak bir sonvuruş ustasına ihtiyacı varken HUGO ALMEİDA tercihinin yanlış olabileceğini?Ya da sezon başında artık yetersizliği apaçık belli olan,futbol oynayamadığını anlamaya başladığından sağa sola saldıran,hatta kendiyle bile kavga eden DELİBO'yu YUSUF kardeşi ile birlikte nazikçe kulüpten göndermeyi?Yine karşımıza planlama hatası çıkıyor ve elimizde Luce gibi mevcutlardan en iyiyi çıkarabilen bir deha olmadığı için Schuster topun ağzında.Keşke bu planlamayı zamanında yapmayıp da,dünya klubü olmayı 2-3 tane yıldız almak zannedenler topun ağzında olsa...



Umarım hiç değinmediğim MALİ facia ile birlikte son hız devam eden bu ÇÖKÜŞ çok uzun sürmez.Şu anda gerçekten ne istediğimi tam olarak bilmiyorum,haftasonu İNÖNÜ'de 2 hafta sonra unutulacak güzel bir galibiyet mi yoksa takımın önümüzdeki 10 yılını kurtaracak bir okkalı bir mağlubiyet mi?Ancak RAFA'yı ikna edebileceklerse,bol gollü bir mağlubiyete dahi razıyım...